ÖMER FUÂDÎ’NİN DEVRAN HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ VE DEVRAN RİSALESİ

  • İbrahim Ethem ARIOĞLU ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

Özet

Tasavvuf kendine özgü düşünce sistemi ve bu sistemin ortaya koyduğu birikimleri ve eserleri iletasavvuf edebiyatı, tekke edebiyatı, dinî tasavvufi Türk edebiyatı, tasavvufi halk edebiyatı olarakadlandırılan alanlar içerisinde yer almıştır. Tasavvuf düşüncesinin kurumsallaştığı yerler olan tekkeve tarikatlar yüzyıllar öncesinden günümüze canlılığını ve etkisini sosyal ve kültürel hayat içerisindegöstermektedir. Tekke ve tarikata bağlı dervişlerin, erenlerin, mutasavvıfların tek başlarına veyatoplu olarak gerçekleştirdikleri zikir, semâ ve devran olarak adlandırılan ibadet ve ritüel biçimleritasavvuf düşüncesinin ve edebiyatının temel noktaları arasında yer almaktadır. Kelime olarak “dönmek,dolaşmak” anlamına gelen ve müridin, sufinin tek veya toplu olarak gayr-i ihtiyari vecd hâliiçerisinde zikir yapması, dönmesi durumu olarak bilinen “devran” konusu, özellikle Osmanlı fikir vedüşünce hayatında tartışılan ve lehinde, aleyhinde uzun uzun değerlendirmelerin yapıldığı, eserlerinyazıldığı bir alan olmuştur. Din âlimleri (medrese uleması) konuya haramlık ve cevazlık boyutuylayaklaşırken, tasavvuf erbabı ise lehte düşünceler ortaya koyarak çeşitli eserler kaleme almışlardır.Böylece devran konusu, tartışmaların çıktığı andan günümüze sosyal hayatımızda geniş bir ilgi alanıoluşturmuştur. Bu çalışmamızda; kütüphanelerden tespit edilen yazma bir esere dayanarak, Halvetiyye’ninönemli kollarından Şâbâniyye halifelerinden Ömer Fuâdî’nin (1559-1639) “Devran Risalesi”ve “Devran” hakkındaki görüşleri, tasavvuf musikisi, sema ve zikir konularından hareketle, Türktasavvuf edebiyatı boyutu da dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Yayınlanmış
2019-09-23